Blog sayfasını düzgün görebilmeniz için "MOZİLA FİREFOX"ile açınız.

*** Hayatın getirdikleri ve götürdükleri *** - Ömer Sabri KURŞUN - Ö.S.KURŞUN - Blogcu http://omersabrikursun.blogcu.com/TÜRKİYE CANIM FEDA
Ömer Sabri KURŞUNhttp://kursunsabriomer.blogspot.com
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!
Üye adı:
Şifreniz:

Ömer Sabri KURŞUN

• 29/1/2010 - Aşkın mutasyon geçirdiği bir yüzyıl...

Kategori: Yazilarim , Aşk

http://omersabrikursun.blogcu.com
 

Tabiatın çizdiği yoldan yürürlerdi sevgililer...
Okul sıralarında derslerden imtihan olunurken,birkaç saniyelik bakışlarla başlardı aşklar...
Sayfalara özenerek yazılırdı en içten cümleler...Hayat,tanışma süreciyle karşılaşmamıştı henüz...
Aşkın ateşiyle cennetin muslukları açılırdı...Aşkın suyuna metal karışmamıştı henüz...
Birbiriyle bakışan gözlerde binlerce güvercin uçardı da aşıklar yıldızların yollarında koşardı...
Yeni bir dünya büyürdü heveslerle birlikte...


O vakitler aşk aleyhtarı kibirli huylar ürememişti...
Sevdiği erkekten mektup alan genç kızın gözleri parlar,birkaç satır güzel sözü okuduğunda yüreğinde çarpışmalar olurdu...
Dünya beklentiler yağmuruna tutulmamıştı henüz...
Boyacı gençlerinde sevme hakkı yürürlükteydi...
Simitçilerin susamları,aşkları susam tadında harmanlardı...
Aşk yaşayanlar listesinde karşılıksız aşklar bölümü bomboştu...
Aşk o zamanlar maddeye yenilmemişti...


Merdiven boşluklarında anlatılırdı en güzel masallar...,
Çalılıklarda buluşan sevgililerin alevi bütün koruyu ısıtırdı...
Sarsıntıları ömür boyu sürdüğü aşklar yaşanırdı...
Tiftiklenmiş pantolonlar giyilsede yüreklere sevdalanılırdı...
Modasal yaşamlar yaygınlaşmamıştı henüz...
Yerden göğe kadar asalet rüzgarları eserdi genç kızlar ve erkeklerde...


Söz söyleme sanatının tüm incelikleri asalet üstüneydi...
İmgelerin birbirine çarpmasıyla sevdalar tazelenirdi...
İnsanı büyüleyen aşkların yaşandığı zamanlardı...
Aşk o zamanlar şiiri ve melodiyi sevdiğinin gözlerine serpmekti...
Tutkular çılgınca yaşanırdı...
Yüreklerde yıldızların ve kuşların sesi hakimdi...

Şimdi bakıyorum da;

Yüreklerde metalin ve maddenin sesi hüküm sürüyor...
Artık kalplerden mal,mülk düşkünü yabansı bir koku yayılıyor...

 

(a)



 

http://omersabrikursun.blogcu.com
Yorum(1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

http://omersabrikursun.blogcu.com
###################################
RÜTFEN EMEĞE SAYĞI... SİTE VE SAYFALAR HAKKINDA YORUM YAZINIZ... BEGENMEDİYSENİZ SÖYLEMEKTEN ÇEKİNMEYİNİZ...Ömer Sabri KURŞUN

• 23/1/2010 - Ölüm -Yunus EMRE

Kategori: Siir , Şiir

 

Ölüm


Sabahın sinleye vardım gördüm cümle ölmüş yatar
Her biri biçare olmuş ömrün yayı varmış yatar

Vardım bunların katına baktım ecel heybetine
Nice yiğit muradına eremeyiben ölmüş yatar

Yemiş kurt kuş bunu keler nicelerin bağrın deler
Şol ufacık na-resteler gül gibice solmuş yatar

Tuzağa düşmüş tenleri hakka ulaşmış canları
Görmez misin sen bunları sıra bize gelmiş yatar

Esilmiş inci dişleri dökülmüş sarı saçları
Hepsinin bitmiş işleri emr-ü nemde ermiş yatar

Elleridir kınalı hep karavaşlarış eker-leb
Kargı gibi uzun boylu gül yüzlü güzeller yatar

El bağlamıştır çoğusu hep Allah'tandır umusu
Taze kızdır kimisi alınmadan çoklar yatar

Gitmiş gözünün karası hiç işi yoktur durası
Kefen bezinin paresi sönüğe sarılmış yatar

Yunus gerçek aşık isen mülke suret bezemegil
Mülke suret bezeyenler kara toprak olmuş yatar.

Yunus Emre



 

http://omersabrikursun.blogcu.com
Yorum(0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

http://omersabrikursun.blogcu.com
###################################
RÜTFEN EMEĞE SAYĞI... SİTE VE SAYFALAR HAKKINDA YORUM YAZINIZ... BEGENMEDİYSENİZ SÖYLEMEKTEN ÇEKİNMEYİNİZ...Ömer Sabri KURŞUN

• 17/1/2010 - Yüreğini Koy...

Kategori: Yazilarim , Günlük

http://omersabrikursun.blogcu.com
  Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna Rağmen hala yalnızsan,için rahat olsun.Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır.Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin..iki ucu keskin bıçaktır bu işin.

 Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her  zaman.Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur.İyi  halin cezanda indirim sağlamaz.Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o,"şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.

Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu.

Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak İçin uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki....

Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun Unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....

 Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun as olan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...

  Nazım HİKMET


(a)


http://omersabrikursun.blogcu.com
Yorum(yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

http://omersabrikursun.blogcu.com
###################################
RÜTFEN EMEĞE SAYĞI... SİTE VE SAYFALAR HAKKINDA YORUM YAZINIZ... BEGENMEDİYSENİZ SÖYLEMEKTEN ÇEKİNMEYİNİZ...Ömer Sabri KURŞUN

• 16/1/2010 - Nazım Hikmet 108 Yaşında!...

Kategori: Edebiyat , Ünlüler


 

http://omersabrikursun.blogcu.com



15 Ocak: Nâzım Hikmet'in Doğum Günü...

Türkçe'nin en büyük şairlerinden biri olan Nâzım Hikmet bundan 108 yıl önce, yani 15 Ocak 1902'de Selanik'te doğmuştur. İlköğrenimini İstanbul'da Göztepe Taşmektep, Galatasaray Lisesi ilk bölümü (1914), Nişantaşı Numune Mektebi'nde tamamlamış, orta öğrenimi ise, daha 12 yaşında iken yazdığı "Bir Bahriyelinin Ağzından" adlı bir şiirini dinleyip çok beğenen Bahriye Nazırı Cemal Paşa'nın öğüdü üzerine geçtiği Heybeliada Bahriye Mektebi'nda yapmıştır (1918). Nazım Hikmet Bahriye'yi bitirdikten sonra Hamidiye Kruvazörü'ne stajyer güverte subayı olarak verilmiş, bir gece nöbetinde üşütüp zatülcemp olmuş (1919), sağlığını kazanamayınca askerlikten çürüğe çıkarılmıştır (1920).

Askerlikten ayrıldıktan sonra, İstanbul'un işgaline çok üzülen Nâzım Hikmet Millî Mücadele'ye katılmak üzere Anadolu'ya geçmiş, Bolu Lisesi'nde kısa bir süre öğretmenlik yapmıştır (1921). Rus devrimiyle ilgilenen şair, bir süre sonra Batum'dan Moskova'ya gitmiş ve Doğu Üniversitesi'nde ekonomi ve toplumbilim okumuştur (1922-1924). Yurda dönüşünden sonra Aydınlık dergisine katılmış, burada çıkan şiirlerinden ötürü hakkında "gıyaben" mahkumiyet kararı verildiğine öğrenince yeniden Rusya'ya geçmiş, af çıkması üzerine Türkiye'ye dönmüş ve bir süre Hopa cezaevinde tutuklu kalmıştır (1928).

Nâzım Hikmet daha sonra İstanbul'a yerleşmiş, çeşitli gazete ve dergilerle film stüdyolarında çalışmış, ilk şiir kitaplarını çıkarmış ve oyunlarını yazmıştır (1928-1932). Bir ara yine tutuklanmış, Cumhuriyet'in 10. yılı dolayısıyla çıkarılan af yasası ile özgürlüğüne kavuşmuştur. Akşam Son Posta, Tan gazetelerinde Orhan Selim takma adıyla fıkra yazarlığı ve başyazarlık yapmıştır (1933).

Kara Harp Okulu öğrencileri arasında propaganda yaptığı iddiasıyla yargılanmış, Harp Okulu Askeri Mahkemesi'nce 15 yıl, ardından Donanma içinde faaliyette bulunduğu iddiasıyla da Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nce 20 yıl olmak üzere toplam 35 yıl hapis cezasına çarptırılmış, cezası Türk Ceza Kanunu'nun 68 ve 77 maddeleri uyarınca 28 yıl dört aya indirilmiştir (1938). Demokrat Parti'nin iktidara gelmesinden sonra çıkarılan af yasası (1950) kapsamına alınması için aydınlar tarafından açılan büyük bir kampanyanın ardından, hukukçular yasal yollara başvurmuş, bu arada Nâzım Hikmet'de hapishanede açlık grevine başlamıştır. Sonunda Nâzım Hikmet'in geri kalan cezası affedilmiş ve şair 13 yıl hapislikten sonra özgürlüğüne kavuşmuştur.

http://omersabrikursun.blogcu.com Serbest bırakıldıktan sonra iş bulamayan, kitap çıkaramayan şair için bu kez askerlik kararı alınmış, 50 yaşında ve hasta olan Nâzım Hikmet çok zor durumda kalmıştır. Öldürülmekten korkan şair, kendisine hayran olan Refik Erduran (sonranın ünlü oyun yazarı ve gazetecisi)'ın önerisini kabul etmiş, onun yardımıyla bir motorla Karadeniz'de seyreden Romanya bandıralı bir gemiye binerek Türkiye'den ayrılmıştır.
Nâzım Hikmet,Moskova'da ölmüştür.(3 Haziran 1963).

http://omersabrikursun.blogcu.com   YAZIN YAŞAMI

   Nâzım Hikmet, hece vezniyle yazdığı ilk şiirlerini Yeni
   Mecmua,İnci,Ümit ve Celal Sahir (Erozan)'ın çıkardığı
   Birinci Kitap,İkinci Kitap vb. dergilerinde
   yayımlamıştır."Bir Dakika" adlı şiiriyle Alemdar
   gazetesinin açtığı yarışmada birincilik
   kazanmıştır(1920).
   Daha sonra Aydınlık,Resimli Ay,Hareket,Resimli
   Herşey,Her Ay gibi dergilerde yazan Nâzım Hikmet
   cezaevine girdikten sonra yıllarca yayın yapamamıştır.Ancak, 1940'lı yıllarda,Yeni Edebiyat,Ses,Gün,Yürüyüş,Yığın,Baştan,Barış gibi toplumcu dergilerde İbrahim Sabri,Mazhar Lütfi takma adlarıyla ya da imzasız olarak bazı şiirleri çıkmıştır.Kuvâyı Milliye Destanı İzmir'de Havadis gazetesinde tefrika edilmiştir (1949). Destanı Yön dergisi yayınlayarak (1965) Nâzım Hikmet'i yeniden okurlara ulaştırmış,şairin yapıtına konan çemberi kırmıştır.

YAPITLARI

ŞİİR:
835 Satır (1929), Jokond ile Si-Ya-U (1929), Varan 3 (1930), 1+1=1 (1930-Nail V. ile), Sesini Kaybeden Şehir (1931), Benerci Kendini Niçin Öldürdü (1932), Gece Gelen Telgraf (1932), Taranta Babu'ya Mektuplar (1935), Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı (1936), Kurtuluş Savaşı Destanı (1965), Saat 21-22 Şiirleri (1965-Bas. Haz. M.Fuat), Memleketimden İnsan Manzaraları (1966-1967-Bas. Haz. M.Fuat, 5 Cilt), Rubailer (1966-Bas. Haz. M. Fuat), Dört Hapishaneden (1966-Bas. Haz. M.Fuat), Yeni Şiirler (1966-Bas. Haz. Dost Yayınevi), Son Şiirleri (Bas. Haz. Habora Kitabevi), Tüm Eserleri (1980-Bas. Haz. A. Bezirci, 8 Cilt).

OYUN:
Kafatası (1943), Bir Ölü Evi Yahut Merhumun Hanesi (1932), Unutulan Adam (1935), İnek (1965), Ferhat ile Şirin (1965), Enayi (1965), Sabahat (1966), Yusuf ile Menofis (1967), İvan İvanoviç Var mıydı, Yok muydu (1985).

ROMAN:
Kan Konuşmaz (1965), Yeşil Elmalar (1965), Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim (1966).

YAZILAR:
İt Ürür Kervan Yürür (1936-Orhan Selim takma adıyla), Alman Faşizmi ve Irkçılığı (1936), Milli Gurur (1936), Sovyet Demokrasisi (1936).

MEKTUPLAR:
Kemal Tahir'e Hapishaneden Mektuplar (1968), Cezaevinden Memet Fuat'a Mektuplar (1968), Bursa Cezaevinden Vâ-Nû'lara Mektuplar (1970), Nâzım'ın Bilinmeyen Mektupları (1986-Adalet Cimcoz'la Mektuplar, Haz. Ş. Kurdakul), Piraye'ye Mektuplar (1988).

MASAL:
La Fontaine'den Masallar (1949-Ahmet Oğuz Saruhan adıyla), Sevdalı Bulut (1967).

Nazım Hikmet'in Eserlerinden Örnekler

SANATI


Şiire çok küçükken başlayan Nâzım Hikmet, ilk şiirini 3 Temmuz 1913 tarihinde, henüz 11 yaşında iken yazmıştır: "Feryâd-ı Vatan". Bu şiir, Balkan Savaşı yengisini ve düşmanın Çatalca'ya kadar ilerlemesini konu edinen bir şiirdir. Nâzım Hikmet'in 1913-1920 yılları arasında yazdığı şiirlerde çoğunlukla bireysel konuların işlendiğini belirten Asım Bezirci, özellikle aşk teminin ağır bastığını ve "melankolik hava" taşıdıklarını yazmaktadır.

Şairin ilk gençlik şiirlerinden bazılarını Bahriye Mektebi'nde öğretmeni olan ve annesi Celile Hanım'a yakınlık duyan Yahya Kemal'in düzelttiğini Vâ-Nû belirtmektedir. Şairin yayımlanan ilk şiiri 3 Teşrinievvel 1918 tarihli Yeni Mecmua'da Mehmet Nâzım imzasıyla çıkan "Hâlâ Servilerde Ağlıyorlar mı?"dır. Bu şiir, aynı ad ve imza ile sonradan Ümid dergisinde de yayımlanmıştır. Yahya Kemal tarafından düzeltilen bu şiir şöyledir: "Bir inilti duydum serviliklerde/Dedim ki: Burada da ağlayan var mı?/Yoksa tek başına bu kuytu yerde/Eski bir sevgiyi anan rüzgâr mı?"/ "Hayat inerken siyah örtüler/Umardım ki artık ölenler güler/Yoksa hayatında sevmiş ölüler/Hâlâ servilerde ağlıyorlar mı?"

Bir nokta belirtilmelidir: Nâzım Hikmet'in ilk şiirlerinde, Osmanlı İmparatorluğu'nun gerilemesinden, uğradığı savaş yenilgilerinden kaynaklandığı açık olan ulusal duygular da önemli yer tutmaktadır. "Kırk Haramilerin Esiri" ile "Yaralı Hayalet" bunların en güçlü örnekleridir. Teşrinievvel 1336 (1920) tarihli Yedinci Kitap'ta yayımlanan "Yaralı Hayalet" şu dizelerle başlamaktadır: "Bir gece bir odada dört arkadaş toplandık/bir uzak rüya olan geçmiş günleri andık/Gözlerimiz yaşlıydı, gönüllerimiz mahzun/Hepimiz memleketten konuştuk uzun uzun". Daha aşağıda şu iki dize gelmektedir: "Çaldı, tanburasından tarihin sesi geldi/Dağlara yaslanarak sanki Zeybek yükseldi".

Yurt sevgisinin, tarihsel geçmişe bağlılığın yanısıra bu şiirlerde şairin ustalaşmaya başladığı, vezni kullanmada zorlanmadığı ve daha arı bir Türkçe'ye yöneldiği de görülmektedir.

YENİ BİR ŞİİRE DOĞRU

Nâzım Hikmet, Anadolu'ya geçtikten, bir yandan savaşın bir yandan da halkın sorunlarıyla, o güne kadar yeterince farkına varamadığı gerçeklerle karşılaştıktan sonra, hece ve aruz vezni ile yetinemeyeceğini, yeni bir şiire, başka bir şiire gitmesi gerektiğini anlamıştır: "Anadolu'ya geçtim. Millet sıska, nuhtan kalma silâhı, açlığı ve bitiyle savaşıyordu Yunan ordularına karşı. Milleti ve savaşını keşfettim. Şaştım, korktum, sevdim ve bütün bunları yazmak gerektiğini sezdim. Şiirle yeni şeylerin, şimdiye kadar söylenmemiş şeylerin ifade edilmesi gerektiğini sezdim. Bu işte önce beni yeni öze göre yeni bir şekil bulmak meselesi ilgilendirdi. İşe kafiyeden başladım. Kafiyeleri mısraların sonunda değil de bir sonda bir başta denedim."
http://omersabrikursun.blogcu.com
Nâzım Hikmet, Rusya'da yeni bir dünya görüşü edinmiş, olaylara, insan ilişkilerine bakışı kökten değişmiştir. Şair artık, marksizme bağlanmış, diyalektik ve tarihsel materyalizmi benimsemiştir. Ancak, henüz eski kalıplardan da tümüyle kurtulabilmiş değildir. Örneğin, 1922 yılında Yeni Hayat dergisinde yayımlanan "Kitâb- Mukkades" adlı şiiri, dinleri eleştirmekte, bu yanıyla da içerik dönüşümünü sezdirmektedir. Bu şiirde hece vezninin aşılmasına yönelik bir çaba da görülmektedir. Nâzım Hikmet şiiri 7 ve 14 heceli dizelerle yazdığını söylemektedir: "Yaldızlı meşin kabı/Parçalanmış kitabı/Ay altında dün gece/Deli bir derviş gibi/mumu sönmüş, rahlesi yere devrilmiş gibi/Okudum saatlerce."

MAYAKOVSKİ'NİN ŞİİRİYLE TANIŞMA

Yeni bir şiir kurmayı isteyen Nâzım Hikmet, Batum'da bir gazetede Mayakovski'nin bir şiirini görmüş ve Rusça bilmediği için içeriğini anlayamadığı bu şiirin biçimine çarpılmıştır. İlk serbest nazımla yazılmış şiiri olan "Açların Gözbebekleri"nin öyküsünü şöyle anlatmaktadır. Nâzım Hikmet: "Batum'dan Moskova'ya gelişte açlık mıntıkasından geçtik. Gördüklerim üzerimde çok tesir etti. Fakat böyle bir açlığın dahi inkılâbı yıkamayacağını haykırmak istedim. Moskova'da hece vezniyle ve bu veznin çeşitli hece kombinezonlarıyla açlığa dair bir şiir yazmak istedim, olmadı. O zaman Batum'daki şiirin şekli geldi gözümün önüne. Bunun çok iyi tanıdığım Fransız serbest vezni olamayacağına kanaat getirdim, bunun yepyeni bir şey olduğuna ve şairin böyle dalgalar halinde düşündüğüne hükmettim ve 'Açların Gözbebekleri'ni yazdım". Bu şiir değişik hurufat kullanımı, kırılmış mısra düzeni ile çok farklı bir şiirdir.

Nâzım Hikmet'in doğrudan doğruya Mayakovski'nin şiirini taklit ettiği yolundaki görüşler ortaya atılmışsa da bunların ciddiyeti tartışmalıdır. Gerçi, bizzat Nâzım Hikmet Mayakovski'nin şiirini gördüğünü bildirmektedir ama bu sadece görmek'ten ibarettir o yıllarda. Şunları söylemektedir: "Başlangıçta hiçbir şey anlamıyordum ondan, çünkü Rusçam kötüydü. Şimdi de tümüyle anladığımı söyleyemem. Fakat basamak biçimindeki dizelerini taklit ediyordum. Mayakovski'nin şiiriyle benimki arasında ortak yanlar: İlkin, şiir ve düzyazı; ikincisi, çeşitli türler (lirik, yergisel vb) arasındaki kopukluğun aşılması; üçüncüsü şiire siyasal dilin sokulmasıdır. Bununla birlikte, farklı biçimler kullanıyoruz onunla. Mayakovski öğretmenimdir, fakat onun gibi yazmıyorum ben".

Kemal Tahir'e gönderdiği bir mektubunda ise daha da ilginç şeyler yazmaktadır: "Mayakovski'nin 940 senesinde neşredilen ve bir tek ciltte toplanan şiirleri elime geçti. Okuyorum. Sana bir itirafta bulunayım, aramızda kalsın, Mayakovski ile yeni tanışıyorum. Yani kendi ağzından dinlediğim bir iki şiiri müstesna, matbu şiirlerini ilk defa okuyorum. Sanat meseleleri hakkındaki görüşleri ise, seni maalesef temin ederim ki ilk defa manzurum oluyor. Fakat, aynı şartların aynı düşünceleri yaratması kaidesi kaba hattında burada da tahakkuk etti. Mayakovski ile aynı işi yapmışız. Tabii o bir çok hususlarda bu işi benden iyi yapmış, fakat tevazua lüzum yok, bazı hususlarda da, yani işin ben daha iyisini yapmışım. Bu böyle".


(İNTERNET ORTAMINDAN ALINTIDIR)


 

http://omersabrikursun.blogcu.com
Yorum(yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

http://omersabrikursun.blogcu.com
###################################
RÜTFEN EMEĞE SAYĞI... SİTE VE SAYFALAR HAKKINDA YORUM YAZINIZ... BEGENMEDİYSENİZ SÖYLEMEKTEN ÇEKİNMEYİNİZ...Ömer Sabri KURŞUN

• 16/1/2010 - Nazım Hikmet - Hayatı Iskalama Lüksün Yok Senin

Kategori: Siir , Şiir


 

(a)



 

http://omersabrikursun.blogcu.com
Yorum(0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

http://omersabrikursun.blogcu.com
###################################
RÜTFEN EMEĞE SAYĞI... SİTE VE SAYFALAR HAKKINDA YORUM YAZINIZ... BEGENMEDİYSENİZ SÖYLEMEKTEN ÇEKİNMEYİNİZ...Ömer Sabri KURŞUN

• 15/1/2010 - AYDINLATMAYACAKTIN SABAHLARIMI...

Kategori: Siir , Şiir






Tam da kara kışlara yakalanmışken,unutmuşken baharı.

Tam da örselenmişken yüreğim acılarla, örslerde dövülmüşken...

Umutlara darılmışken, unutmuşken umut etmeyi.

Karanlıkları yar, yanlızlıkları yoldaş edinmişken.

Kaptırmışken ruhumu serseri yağmurlara.

Tam kendimden vazgeçmişken...

Girmeyecektin dünyama,

Yalancı uykular sunmayacaktın ürkek uykularıma.

Hatırlatmayacaktın uykusuz gecelerde nasıl ağlandığını.

Aldanmışlığı çok gerilerde bırakmışken,

Döndürmeyecektin yolundan duygularımı.

Kıpırdatmayacaktın yüreğimin yalnız kuşlarını.

Açmayacaktın gönül pencerelerini sonuna dek...

Gözlerini sürmeyecektin gözlerime.

Sevdanın o en çıkmaz yollarına salmayacaktın düşlerimi.

Benimsemişken boşluğu,

Boşlukla bütünleşmişken yıllar yılı,

Onulmaz acılara kucak açmışken,

Direnmişken, yaşama,

Yeni gelen günle aydınlatmayacaktın sabahlarımı.

Ve bütün bunlardan sonra,

Acısına vurulduğum aşkı,

Bir tokat gibi çarparak suratıma,

İmkansızlığı zehir gibi akıtarak ruhuma,

Çürümeye terk edilmiş bir tekne,

Yuvası darmadağın olmuş bir kuş, çalınmış bir yıldız gibi.

Bırakmayacaktın beni yolun tam ortasında.

Evet hayat devam ediyor... Ben biraz daha eksik,

Biraz daha yorgun, biraz daha yenik,

Hayat devam ediyor.

Artık kapalı yüreğim,yeni acılara, yeni aldanışlara.

Umudun soğuk ikliminde defalarca yüzleştiğim geçmiş...

VE BUGÜN...


SEN UZAKLARDA, BEN BURADA...



Aziz EKİCİ

 

(a)



Alıntı linki;http://www.balca.net/siir10076.aspx

http://omersabrikursun.blogcu.com
Yorum(yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

http://omersabrikursun.blogcu.com
###################################
RÜTFEN EMEĞE SAYĞI... SİTE VE SAYFALAR HAKKINDA YORUM YAZINIZ... BEGENMEDİYSENİZ SÖYLEMEKTEN ÇEKİNMEYİNİZ...Ömer Sabri KURŞUN


google
Anasayfa Yap Ömer Sabri KURŞUN

http://omersabrikursun.blogcu.com



http://omersabrikursun.blogcu.com/archive/
sitene ekle

http://omersabrikursun.blogcu.com

DİKKAT!!!!
Bu blogda yayınlanan tüm eserler; (altında alıntı yazılmamış veya "(a)"işaretini belirtmemişse) blog yazarına aittir.
İzin alınmadan tamamı veya bir bölümü yayınlanamaz,kopyalanamaz,çoğaltılamaz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz...
Sitede yayımlanan yazıların,şiirlerin,resimlerin vs. her türlü emtianın izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

http://omersabrikursun.blogcu.com/PageRank

Hakkımda

Sular yükselince, balıklar karıncaları yer... Sular çekilince de karıncalar balıkları yer... Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir... Çünkü kimin kimi yiyeceğine... "suyun akışı" karar verir!

Herkes Gülüşümü Görüyor,
Kimse savaşımı görmüyor...
Herkes sesimi duyuyor,
Düşündüğümü kimse bilmiyor...
Herkes yazdıklarımı okuyor,
Gözyaşlarımı kimse görmüyor...
Herkes beni tanıdığını sanıyor,
Ama kimse,
Benim kim olduğumu bilmiyor....

Ömer Sabri KURŞUN







http://kursunsabriomer.blogspot.com http://kursunsabriomer.blogspot.com

E-posta bağlantım : E-Posta Gönder http//omersabrikursun.blogcu.com



Bu sayfada

Dakika

Saniye
Misafirim oldunuz

PageRank
http://omersabrikursun.blogcu.com/PageRank


Ömer Sabri KURŞUN
geovisite

Son yazılarım

Aşkın mutasyon geçirdiği bir yüzyıl...
Ölüm -Yunus EMRE
Yüreğini Koy...
Nazım Hikmet 108 Yaşında!...
Nazım Hikmet - Hayatı Iskalama Lüksün Yok Senin
AYDINLATMAYACAKTIN SABAHLARIMI...
Beni sende unuttun...
Kelimeler eksik...
Bir gün anlarsın...
gül bakışlım gel..

Bağlantılarım

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Blog RSS
Zeki MUREN-Sanat Gunesimiz
Teknoloji ve Bilim
1.Sogutma teknolojileri seppozyomu
Sogutma
Ege Sogutma Sanayicileri ve Is Adamlari Der..
Iklimlendirme Sogutma Klima Imalatcilari (ISKID)
Yuksek Teknik Ogretmen Okulu
Turk Tarimi
Tarim yazari

Kategorilerim

Arkadaşlarım

http://omersabrikursun.blogcu.com butterflyhigh
Blogcu Yardım
muratena
arzuaytur
dilekkuyusu
baris59
ecinindunyasi
yeditube
yasar ceylan
İlker Çelik
damla aksal
esra bozkurt
hayalgibii
uzakdiyarlardan
cicekbakimi
uzgunkizasli
musahip
tanrimisafirlerim
Ramazan Taş
ém0 qırLs
özge yılmaz
kursunomersabri
sadecetugba
altinfare
pelinletatliseyler
gzdakkurt
hayallerulkesixd
drsaglik
bembeyaz3
beyazmelek89
hatcece
ZaLim ...
buketisleringrafikleri
coquetry
meandworld
pinkchileqh
mehmetefekursun
ashanti
ellydelly1992
198227
oycaptainmycaptain
deniz seckin
biricigim-21
klipizle1
BAŞBUĞ ALPHAN
kerimsi
sarkimiz

Free clock

Şiir insanoğlunun hiç durmayan iyiyi,güzeli, doğruyu, arayışını gösterir.
İçinde yaşadığımız dünyanın güzelliklerine yepyeni güzellikler katar.
Şiirin etkileme gücü sonsuzdur.
Şiir içinde bulunduğumuz zamanı sevdirebilir, geleceği sevdirebilir insan oluşumuzun bilincini verebilir.
Bir duyguyu bir düşünceyi en güçlü yanıyla ancak şiirde bulabiliriz.
Şiir insanları aşka ve sevgiye sürükler..


*** Ömer Sabri KURŞUN***

Bilgi ve Duyuru
============================


Anıtkabir Özel Defteri

YARDIMCI LİNKLER
==================


  • Hareketli renkli yazı
  • Renkli yazı yaz
  • Değişik stilde yazı yazın
  • Rengarenk yazı yazın
  • Online flaşh banner yap
  • Online banner yap
  • Javascript indir
  • 3d textmaker
  • Renkli yazı yazın
  • ImageShack
  • Hoplayan,kayan,zıplayan yazılar>
  • Yazınızın harflerini değiştirin
  • Xara
  • 3d textler
  • Alevle ismini yaz
  • Değişik animasyonlu harflerle adınızı yazın
  • İlğinç bir yazı şekli
  • Renkli yazı yazın
  • Rengarenk yazılar
  • Neon yazı yaz
  • Resimlere efektler
  • Resminizi kes-kaydet
  • Hareketli yazıda son nokta
  • Dönen yazı

    Akşam Gazetesi
    Birgün Gazetesi
    Bugün Gazetesi
    Cumhuriyet Gazetesi
    Dünya Gazetesi
    Evrensel Gazetesi
    Fanatik Gazetesi
    Fotomaç Gazetesi
    Güneş Gazetesi
    Halka ve Olaylara Tercüman
    Hürriyet Gazetesi
    Milli Gazete
    Milliyet Gazetesi
    Ortadoğu Gazetesi
    Radikal Gazetesi
    Referans Gazetesi
    Sabah Gazetesi
    Star Gazetesi
    Takvim Gazetesi
    Taraf Gazetesi
    Türkiye Gazetesi
    Vakit Gazetesi
    Vatan Gazetesi
    Yeni Asya Gazetesi
    Yeni Mesaj Gazetesi
    Yeni Şafak Gazetesi
    Yeniçağ Gazetesi
    Zaman Gazetesi

    http://omersabrikursun.blogcu.com
  • Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:84
    || Sonraki Sayfa ->>

    Ömer Sabri KURŞUN
    Reklam yayınları alanı
    ============================


    internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

    ______________________________________________


    ______________________________________________

    BİRGÜN ÖĞRENİRSİN GERCEK DOSTUN OLMADIĞINI,
    BİR GÜN ÖĞRENİRSİN SEVGİNİN NE KADAR ANLAMSIZ OLDUĞUNU,BİR GÜN ANLARSIN ÖLÜM ACISINI.
    AMA SEVDİKLERİN VERDİĞİ ACIDAN DAHA ACI OLDUĞUNU ÖGRENİRSİN,O ZAMAN İSYAN EDERSİN KADERE…
    Ö.S.KURŞUN