Blog sayfasını düzgün görebilmeniz için "MOZİLA FİREFOX"ile açınız.

*** Hayatın getirdikleri ve götürdükleri *** - Ömer Sabri KURŞUN - Spor - Ö.S.KURŞUN - Blogcu http://omersabrikursun.blogcu.com/TÜRKİYE CANIM FEDA



Ömer Sabri KURŞUNhttp://kursunsabriomer.blogspot.com
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!
Üye adı:
Şifreniz:

Ömer Sabri KURŞUN

• 6/6/2009 - Fransa - Türkiye maçından notlar

Kategori: Spor

A.A.

05 Haziran 2009


Fransa Milli Takımı oyuncularının, önceki gün Saint-Etienne kentindeki Nijerya maçında ıslıklanarak protesto edilmeleri, spor gündemindeki sıcaklığını koruyor.

Milli takımın özellikle Olympique Lyon'da oynayan göçmen kökenli oyuncularının, Saint-Etienne taraftarları tarafından ıslıklanması ve ırkçı sloganlara hedef olmasına yönelik tepkiler bugün de sürdü.

Milli takımın göçmen kökenli oyuncuları Govou ve Benzema, basına yaptıkları açıklamalarda, tepkilerini sert bir biçimde dile getirdiler. Fransız oyuncular, “Maç sonrası kötü oynarsak ıslıklanmamız normal, ancak maç öncesi ve maç sürerken ıslıklanmak hiç destek verici değil” görüşünü dile getirdi.

Bu arada Fransız basını, Dünya Şampiyonası elemelerinde kötü sonuçlar alan Türkiye ve Fransa milli takımlarını çalıştıran teknik direktörlerin aynı sıkıntı ve endişeyi paylaştıkları yorumunu yaptı.

Yerel basın, sezon sonu milli maçları programa alması nedeniyle eleştirilen Fransız teknik adamın, dün gece saat 23.00'e dek futbolcularını serbest bıraktığını, sporcuların eşleri ve arkadaşlarıyla zaman geçirmesine izin verdiğini yazdı.

FRANSA'NIN 8. MAÇI

Fransa Milli Takımı, bu akşamki maçla birlikte 8. kez Lyon'daki Gerland Stadı'nda Fransız seyircisinin önüne çıkacak.

Fransa, daha önce bu statta 1970 yılında Norveç'i 3-1, 1994 yılında Şili'yi 3-1, 1998 yılında da Danimarka'yı 2-1 yenmişti. Kolombiya'yı 1-0 yenen Fransa, Bulgaristan ile 1992 yılında 0-0, Brezilya ile 1997 yılında 1-1 berabere kalmıştı. Fransız Milli Takımı, bu stattaki tek yenilgisini 3-1'lik skorla İspanya'ya karşı almıştı.

Fransa Futbol Federasyonu, salı günü yapılan Nijerya maçıyla bugünkü Türkiye milli maçlarının naklen yayınından dolayı TF1 televizyon kanalından 10 milyon Avro gelir elde edecek.

Fransa'nın diğer bölgelerinden gelen göçmen Türkler'in de yoğun ilgisiyle tribünler tamamıyla doldu.

PSG VE OLYMPIQUE MARSİLYA, ERDİNÇ'İN PEŞİNDE

Lyon'un yerel gazetesi Le Progres, Paris Saint Germain ve Olympique Marsilya futbol takımlarının, Socheaux takımında top koşturan ve bu takımı bu yıl düşmekten kurtaran mili futbolcu Mevlüt Erdinç'in peşinde olduklarını yazdı.

Fransız gazetesi, Olympique Marsilya'nın, Mevlüt'ü renklerine katabilmek için 10 milyon Avro'yu gözden çıkabileceğini duyurdu.



              http://omersabrikursun.blogcu.com
Yorum(yok)  ::  Yorum yaz!  ::  Bağlantı

http://omersabrikursun.blogcu.com
###################################

• 30/4/2009 - İnönü Stadı F.Bahçe'ye deplasman değil

Kategori: Spor


Turkcell Süper Lig'de Beşiktaş ile Fenerbahçe arasında 3 Mayıs Pazar günü yapılacak dev maç öncesi, derbinin oynanacağı BJK İnönü Stadı'nda son yıllarda konuk Fenerbahçe'nin galibiyet açısından üstünlüğü bulunuyor.


Ezeli rakipler arasında Dolmabahçe'de yapılan son 10 lig maçında Fenerbahçe 6, Beşiktaş 4 galibiyet aldı.

BJK İnönü Stadı'nda son 3 lig maçını da kazanan Fenerbahçe, Dolmabahçe'deki son 10 lig maçında ise toplam 16 gol atıp, 14 gol yedi.
İki takım arasında BJK İnönü Stadı'ndaki son 10 lig maçı da berabere sonuçlanmazken, Beşiktaş ile Fenerbahçe, birbirlerine sadece 2'şer maçta gol atamadı.

SON 10 SEZON

Beşiktaş ile Fenerbahçe futbol takımları arasında son 10 sezonda BJK İnönü Stadı'nda yapılan lig maçlarında alınan sonuçlar şöyle:

Sezon Tarih Sonuç (BJK-FB)
--------- ---------- --------------
1998-1999 25.10.1998 3 - 2
1999-2000 14.05.2000 1 - 3
2000-2001 16.09.2000 3 - 0 (Hükmen)
2001-2002 14.04.2002 0 - 2
2002-2003 20.04.2003 2 - 0
2003-2004 25.04.2004 1 - 3
2004-2005 30.10.2004 2 - 1
2005-2006 18.09.2005 1 - 2
2006-2007 05.05.2007 0 - 1
2007-2008 29.03.2008 1 - 2

DOLMABAHÇE'DE EZELİ REKABET

Beşiktaş ile Fenerbahçe, derbi maçın yapılacağı BJK İnönü Stadı'nda bugüne dek 161 karşılaşma oynadı.

Resmi ve özel bu 161 maçın 57'sinde Fenerbahçe sahadan galip ayrılırken, Beşiktaş 54 galibiyet elde etti. BJK İnönü Stadı'ndaki 50 karşılaşma ise berabere sonuçlandı.

İki ekip arasında Dolmabahçe'de yapılan maçlarda siyah-beyazlıların toplam 182 golüne, sarı-lacivertliler 194 golle karşılık verdi.
Ezeli rakiplerin Dolmabahçe'deki son randevusunda Fenerbahçe, geçen sezonki lig maçını 2-1 kazanmıştı.

Öte yandan, iki takım arasında BJK İnönü Stadı'nda yapılan 70 lig maçında ise iki ekip de 24'er galibiyet alırken, 22 maç da berabere bitti.
Dolmabahçe'deki lig maçlarında siyah-beyazlılar 68, sarı-lacivertliler ise 66 gol attı.



              http://omersabrikursun.blogcu.com
Yorum(yok)  ::  Yorum yaz!  ::  Bağlantı

http://omersabrikursun.blogcu.com
###################################

• 22/4/2009 - Spor dalları...

Kategori: Spor


http://kursunsabriomer.blogspot.comTENİS:
Küçük bir topun raketle vurularak oyun alanının ortasına gerilmiş olan file üzerinden karşı sahaya atılmasıyla oynanan spor dalıdır.Tenisin kökeni kimilerine göre antik Roma döneminde, çıplak ya da eldivenli el ile oynanan "tringon" adı verilen oyuna dayanır. Diğer bir görüş ise benzer bir oyunun ilk kez Meksika'da Toltec yerlileri tarafından oynandığı ileri sürülmektedir.Mısır ve İspanya'da bulunan fresklerde ve Rönesans dönemi İtalya'sından kalma resimlerde, "giocco del pallone" ve "juego de pelota" isimleri altında, benzer esaslara dayanan oyunların duvarla çevrili alanlarda oynandığı görülmektedir.
Türkiye Tenis Federasyonu
VOLEYBOL:
Altısar kişiden oluşan iki takımın topu üç pasta filenin üzerinden geçirmeye ve rakip takımın sahasına düşürmelerine dayanan spor dalı. Voleybol 1885 yılında Amerika'da icat edildi. Holyoke YMCA Okulun'da öğretmenlik yapan William Morgan basketbol topunun iç lastiğiyle böyle bir oyunun oynanabilceğini düsündü ve ilk uyğulamayı ögrencileri arasında yaptı. 1. Dünya savaşı yıllarında voleybol Uzakdoğu'ya ve Avrupa'ya yayıldı.1964 Tokyo Olimpiyatlarından itibaren olimpiyat proğramına alınan valeybol'da 80'li yıllara kadar Sovyetler büyük üstünlük kurdu.
Türkiye Voleybol Federasyonu

KAYAK:
Fiber ya da plastik maddelerden yapılmış olan kayaklarla kar üzerinde çeşitli yönlere kaymaya dayanan spor dalıdır.İnsanlık tarihi kadar eski bir spor dalı olan kayak, insanoğlunun doğa ile yapmış olduğu yaşam savaşı sonucu ortaya çıkmıştır. Tarih öncesi çağlarda insanların kışın karda batmamak amacıyla, ayaklarına bağlamış oldukları çeşitli şekillerdeki ağaç parçaları kayağın en ilkel şeklini temsil etmektedir.
MASA TENİSİ:
Bir masanın iki tarafındaki sporcuların ellerindeki raketler yardımıyla küçük bir topu, masanın ortasına gerilmiş ağ üzerinden karşı tarafa geçirmeye çalıştıkları spor dalıdır.Masa tenisi, 16. yy'da İngiltere'de yemek masalarının üzerinde lastik bir topun,rakete bezeyen kasnaklar aracılığıyla fırlatılarak oynanması sonucu tesadüfen ortaya çıktı. İlk zamanlar "ping pong" adı verilen bu oyun,19002 yılında kurulan Ping Pong Birliği'nin,1921-22 yılları arasında tekrar oluşturulması ile birlikte "Masa Tenisi" olarak anılmaya başlandı.
Masa Tenisi Sitesi
POLO:
İki takım arasında, top ve sopalar yardımıyla at üzerinde oynanan bir açık alan oynudur.Küçük bir topu uzun soplar yardımıyla rakip kaleye atarak sayı kazanılmaya çalışılan "polo" oyununda oyuncuların hem ata binme hem de topa vurma becerilerinin çok iyi olması gerekir.
SÖRF:
Uzun bir borddan yararlanarak, dalğaların üstünde ayakta kaymaya dayanan spor dalıdır.Rüzgar ve dalğanın etkisiyle yapılan ve rüzğar sörfü olarak da bilinen windsurf'e, yelken dalı içinde yer verilmiştir.
Surfers 2000 OnLine
SUKAYAĞI:
Ayağa takılı kayaklar yardımıyla, hızla giden bir teknenin arkasına bağlı olan halata tutunarak su üstünde kaymaya dayanan açık hava sporudur. Sukayağı sporunun ilham kaynağının, karda atlar tarafından çekilen kayakçılar olduğu sanılmaktadır. İlk kez 1925 yılında ABD'li Fred Walter bu spor dalının patentini aldı. Gerçek anlamda bir spor olarak ilk kez denenmesi ise 1920'li yıllarda ABD'li Ralph Samuelson tarafından yapıldı.1930'lu yıllarda, başta ABD olmak üzere, Avusturalya, İngiltere ve Fransa'da yayğınlaştı,1946'da ise,dünya çapındaki en önemli karar ve yönetim orğanı Dünya Sukayağı Birliği "World Waterski Union" (WWSU) kuruldu. 1949 yılında sukayağında ilk Dünya Şampiyonası yapıldı; daha sonara bu şampiyona düzenli olarak sürdürüldü.
TEKVANDO:
Rakibe karşı silahsız olarak, çıplak el ve ayaklarla yapılan savunma tekniklerini içeren spor dalıdır.Tekvandonun kelime anlamı: Tae; ayak, Kwon; el, Do;yol-sanat olup,el ve ayakla savunma sanatı anlamına gelir. Fakat tekvando, sadece bir teknik ve yekenek olamyıp,aynı zamanda felsefi ve insancıl değerler toplamıdır.
SUTOPU:
Havuzda 7'şer kişilik iki takım arasında oynanan, batmaz bir topu rakip takımın kalesine sokmayı amaçlayan su sporudur.Sutopu, süratli bir takım oynudur ve oyuncuların iyi yüzücüler olmalarının yanısıra, ciğer kapasitelerinin de çok yüksek olması gerekir.Sutopu, 1870'li yıllarda İngiltere'de ortaya çıkmış; kuralları belirlenmiş olarak ise ilk kez 1890 yılında İngiltere ile İskoçya arasında oynanmıştır. 1900 yılında da Olimpiyat Oyunları'nda yer almıştır. Sutopunun uluslararası yönetim orğanı, Amatör Yüzme Federasyonu'na (FINA) bağlı Uluslararası Sutopu Yönetim Kurulu olup, 1908'de kurulmuştur. 1920'li yıllarda sutopunun güç ve yetenek isteyen spor dalı olmasını sağlayan derin havuzlar kullanılmaya başlanmıştır.1937 yılında ise FINA, sutopu oyununun tam şişirilmiş, pas yapma becerisi yüksek topla oynanmasını karara bağlamıştır.
HALTER:
Halter sporunun geçmişi ilkel toplumlara kadar uzanmaktadır.Söz konusu dönemlerde,erkek çocukları için yapılan "ergenlik sınavı"nda özel bir taşı en çok kaldıran sınavı kazanmıştır.Halterin bir spor dalı olarak kabul edilmesi ve ilgi görmesi ise 18.yy. sonlarına kadar dayanmaktadır.Ancak Halterciler(Alman Eugene Sandow, Arthur Saxon ve Fransız Louis Apollon) şovmen,haltercilik de panayır ve tiyatrolarda bir gösteri biçimi olarak kabul edilmiştir.
Halter Sitesi
JUDO:
Rakibe vurmaksızın denge ve güç unsurlarının kullanarak savunma yapmaya dayanan spor dalıdır.Judo,Jujutsu'dan doğan spor dallarından birisidir.Jujutsu ve Judo Çin karakteri ile yazılan kelimeler olup Ju, her ikisinde de "Yumuşaklaşmak" veya "Yol Verme", Jutsu "Sanat Çalışma", "Do" ise "Prensip" veya "Yol" anlamına gelmektedir.Jujutsu"Yumuşak Sanat",Judo zafer kazanmak için önce yol vermeyi ifade eden "Yumuşaklılık Yolu", Kodokan ise,"Yolu Çalışma Okulu" demektir.Judonun amacı,zihinsel ve ahlâki disiplin yoluyla sağlam karakterli insan yetiştirirken vücudu kuvvetli,faydalı ve sağlıklı yapmaktır.Judoda birinci kural,kuvvete karşı koymadan rakibin kuvvetinden yararlanmak, ikinci kural ise şiddet kullanmamaktır.Judocu rakibine acı vererek değil, onu acı sınırının eşigine getirerek üstünlüğünü belirtir.Judo bu tür kuralları bedensel ve zihinsel enerjiden en üstün ve en uygun bir şekilde kullanabilme yöntemini öğretirken, bunu yaşamın her döneminde de kullanmasını sağlar.
Judo Sitesi
HENTBOL:
Kapalı salonda 7, açık alanda 11'er kişilik iki takım arasında, topun elle oynanarak kaleye sokulmasına dayanan spor dalıdır.İlk kez 1927'de İstanbul'da bir açık alan sporu olarak oynanan hentbol, daha sonra yavaş yavaş Anadolu'ya da yayılarak oynanmaya başlanmıştır.Ancak Türkiye'de hentbol, voleybol ve basketbol ile birlikte 1942 yılında "Spor Oyunları Federasyonu"na bağlanınca canlanmaya başlamış,ilk hentbol ligi 1942-43 sezonunda İstanbul Hentbol Ligi adıyla kurulmuş ve o yıl Defterdar Takımı şampiyon olmuştur. 1943-44 ve 1944-45 yılları arasında ise Galatasaray şampiyonlugu elinde tutmuştur.1945'te ilk kez düzenlenen Türkiye Şampiyonası düzenlenmiş, şampiyon da" Kara Harp Okulu"olmuştur.
Hentbol Sitesi
GOLF :
Üzerinde dogal Ve yapay engellerden oluşan parkurlar bulunan geniş bir çim arazide, özel bir topu sopalar yardımıyla her parkur sonundaki deliğe en az sayıda sıralı vuruşla sokma esnasına dayanan açık alan sporudur.Rakibe ve skora karşı oynanmadığı için golf, her yaş, cinsiyet ve kondisyonda yapılabilen bir spordur.Golf sporunun kökenin 15.yüzyıllıga indigi, bu dönemde Hollandalı denizcilerin golfe benzeyen bir oyunu aralarında ilk kez oynadıkları bilinmektedir.Flemenkçe'de "çomak" anlamına golfün daha sonra denizciler tarafından Britanya adalarına taşındıgı sanılmaktadır.
Golf Sitesi
ATICILIK:

Barutun bulunup ateşli silahlarin kullanılması ile spor görünümüne kavuştu.Hayli masraflı olan bu silah kullanma sporu 19.yüzyılın ortalarında Kuzey Avrupa ülkelerinde ve İngiltere'de başladı.Atıcılıkta ilk dünya şampiyonası 1890'da yapıldı,1896 Olimpiyatlarının proğramına alındı.Atıcılık Osmanlı döneminde 1940 yılından itibaren ele alındı. Spor klüplerinin kurulması ve ordunun ilği göstermesi ile kabul edildi.
Atıcılık İle İlğili Bir Site
ATLETİZM:
http://kursunsabriomer.blogspot.com
İnsanoğlunun yaptığı en eski spor dallarından biri.Fiziksel güç,dayanıklık,çeviklik, hız gibi nitelikler gerektiren; koşu,yürüyüş,atma ve atlamalardan oluşan çalışmalar,etkinlikler,oyun ve yarışmaları ifade eder.Antropoglar, sosyologlar ve spor araştırmacılarının belirlediklerine göre,insanoğlu çok eski çağlarda yaşama mücadelesi verirken atletizme başladi,Vahşi hayvanların saldırısından kaçmak ya da karnını doyurmak üzere avlayacağı hayvanları kovalamak için koşmayı ögrendi. Kendisini korumak için önce taş, daha sonra mızrak atma tekniklerini geliştirdi. Antik çağda düzenlenen olimpiyat oyunlarının ana yarışma dalını da atletizm oluşturdu. Bilinen ilk olimpiyat şampiyonu M.O 776'da yapılan ilk olimpiyatın 200 metre birincisi Elisle Corebus oldu. Buna paralel olarak KIR KOSULARI,YOL KOSULARI,PİST KOŞULARI'dır.
Türk Atletik Federasyonu
BASKETBOL:
Topu yerden 3.05 metre yükseklikteki bir çemberden geçirmeye çalışan beşer kişilik takımların elle oynadıkları oyun. Basketbol, aslen Kanada'lı olan ve 39 yılını Amerika'da spor öğretmenliği yaparak geçiren Dr.James Naismith tarafından bulundu. İlk basketbol maçı 20 Ocak 1892 günü Springfield YMCA dersanesinde spor salonunda oynandı.Naismith oyunun esaslarını 13 ana maddede topladı.Ülke içindeki işbirliği ile bu oyun iki yıl içinde tüm Amerika'ya yayıldı. Amerika'lı askerler birinci dünya savaşı sırasında basketbolun Avrupa'ya yayılmasında büyük rol oynadılar.
Türkiye Basketbol Federasyonu
BİNİCİLİK:
At terbiyesi,engel atlama,kros gibi ana bölümlerden oluşan bayan ve erkek sporcuların bir arada yarıştığı olimpik atlı spor dalı. Binicilik sporunun tarihi;insanın atı ehlileştirerek binmeye başladığı ilk çağlara dayanır.4 bin yıllık geçmişiyle en eski spor dallarından biri olarak kabul edilir.M.O 688'de Yunanlılar İskitler'den ögrendikleri biniciliği "araba yarışları"biçiminde olimpiyat yarışma programına aldıular.16.yy'da ilk binicilik okulu İtalya'nın Napoli kentinde açıldı.At ve binicilik, İslam dünyasında özellikle Türkler arasında önemli bir yer tuttu.Osmanlı İmparatorluğu döneminde köyden büyük şehirlere kadar hemen her kesimde binicilik yarışmaları düzenlendi. Sultan Abdulaziz düzenlediği yarışlar sayesinde bu spor dalına verilen önemi arttırdı.1913'te Mahmut Şevket Paşa, Sipahiocağı'nı kurdu. Bu ocak sayesinde özellikle ordu, biniciliğimizin en önemli kaynağı haline geldi.
Türkiye jokey kulübü
BİSİKLET:
İnsan gücünü ise çeviren, pedal veya benzeri bir mekanizma ile çalısan iki tekerlekli motorsuz taşıt aracıyla, özel pistte,yolda veya açık arazide ferdi ve takım halinde yapılan spor dalı.19. yüzyılda ortaya çıkan ilk bisiklet örnekleriyle başladı.1690'da Fransız asilzadeleriden Sivrac'ın yaptığı ve "Celerifere" adını verdiği iki tahta tekerlekli pedalsiz bisiklettir.1834'te İskoc Kırkpatrick McMillan pedali icat etti.1866'da bisiklet yayğınlaşmaya başladı.Bisiklet 1896 da ilk olimpiyatlarda yer aldı.Saate karşı yarış ise 1900'de yapıldı ve halen yarışma olarak kabul edilir.
BOKS:
Özel eldiven takılmış, kilolarına göre sınıflandırılmış,iki kişinin, ring adı verilen kare bicimindeki bir alanda yumruklarıyla vuruşarak birbirlerine üstünlük sağladıkları, amatör veya profosyenel olarak oynanan oyun. En eski spor dallarından biri olan boksun 5 bin yıllık geçmişi vardır.Önceleri askeri amaçlarla, yakın dövüş tekniklerinden biri olarak boks özellikle jimnazyumlarda gençlere ögretiliyordu. Daha sonra güreşin bir parcası olarak spordaki yerini almaya başladı. M.O. 2500 yıllarında boks'un bir spor mücadelesi biçiminde uyğulandığı, Mezopotamya'da Bağdat yakınlarında bulunan tabletlerdeki kabartmalardan da anlaşıldı. Boks'un temelleri İngiltere'de atıldı. 17.yy'da İngiliz'ler vuruş bicimlerini belirlediler.Şiddet unsurlarını azaltarak olayın sportif yanını geliştirdiler.
Boks Sitesi
CİMNASTİK:
Atletizm ve gösteri niteliklerini taşıyan, vücüdun esnekligine,çevikligine dayalı çeşitli ritmik-artistik hareketlerden oluşan,bayanlar ve erkeklerin yaptığı aletli-aletsiz spor dalı.Cimnastik sporunun kökleri tarih öncesi eski çağlara kadar uzanır. Sosyologlar, insnaoğlunun maymunlardaki çevikliğe özenerek ilk cimnastik hareketlerini taklit yoluyla gerçekleştirdiğini belirtirler.Cimnastik, Çin,Pers,Hindistan,Yunan ve Roma uyğarlıklarında da önemli yer tutar.Bugünkü modern cimnastiğin temelleri 18.yy'da Almanya'da atıldı.Modern cimnastik, Atina'da düzenlenen 1896 olimpiyatlarından itibaren olimpiyat proğramlarına alındı.
ÇİM HOKEYİ:
Futbol alanı büyüklüğünde bir alanda, on birer kişilik takımların sopalar yardımı ile topu kaleye sokmak için mücadele ettikleri spor dalı. Çim hokeyi, futbolla, buz hokeyinin bir karışımıdır. Bu iki spor dalı kadar popüler olmasada Batı Avrupa'da da bayanlar arasında,Asya ülkesinde de erkekler arasında hayli yayğındır.Bu oyunun ilk olarak eski Yunan'da oynandığı, bugünkü lere benzer kurallarının da Persler tarafından konduğu sanılmaktadır.Hokeyi İngilizler'den ögrenen Hintli ve Pakistanlılar, günümüzde bu spor dalında üst sıralarda yer almaktadır.1908'den bu yana olimpiyatlarda yer alır. (1924 haric).
ESKRİM:
Kılıçla dövüşme sanatının çeşitli kategorilere ayrılarak ve teknolojik gelişmelerden yararlanarak uygulanmasına dayalı bayan ve erkek sporu.1896'dan bu yana olimpiyat proğramlarında yer alan eskrimde İtalyan,Fransız ve Macar sporcular önemli başarılar elde ettiler. 1928'den 1960'a kadar olimpiyat şampiyorluğunu kimseye kaptırmayan tek ülke Macar'lardır.
FUTBOL:
Onbirer kişilik iki takım arasında oynanan, küre biçiminde özel bir topun eller kullanılmadan ayak,kafa ve vücudun öteki kısımlarıyla vurularak rakip kaleye sokulmasına dayalı bir spor dalı. Futbol çağımızın en cok sevilen sporu olarak kabul edilir.Futbolun geçmisi M.Ö. 3000 yıllarına kadar dayanır. Çin'de İmparator Huang Ti döneminde (M.O.2697), askerlerin savaşa hazırlık amacıyla Tsu-Cuhu adıyla bir tür futbol oynadıkları, yazılı belgelerden anlaşılır.Bu topun deriden yapılmış yuvarlak, topun iki kazık arasından geçirilmesine dayanıyordu.Bugünkü modern futbolun kaynağı İngiltere oldu.İngilizler 12.yy'dan itibaren futbol oynamaya başladılar.II Edward tarafından 1314 yılında yasaklandı.17.yy'a kadar futbol hep gizli oynandı.Futbolculara da halk tarafIndan hep kötü gözle bakıldı. Kral II.Charles döneminde serbestce oynanmaya baslamıştır.1863 yılında futbol kuralları üzerinde kesin anlaşmaya varıp İngiltere Futbol Federasyonunu kurdular.Bu tarihten sonra da Avrupa ülkelerine ve bütün dünyaya yayıldı. Mdern futbol 19.yüzyılın sonlarında Türk toplumunda oynanmaya başladı.Şu an oldukca ilği duyulan futbol, hemen hemen tüm spor dallarından önce gelir.Türkiye, milli maçlarında vermiş olduğu karşılaşmalarda, bir çok başarıya imza atmış bulunmaktadır.
Türkiye Futbol Federasyonu
KANO:
Akarsularda zamanla olduğu gibi, güc doğa koşulalrıyla da mücadele etmeye dayanan ve kücük bir tekneyi tek kürek yardımıyla hedefe ulaştırma prensibi üzerine kurulu spor dalı.Kano, bir olimpiyat sporu olarak çok çeşitli teknelerle yapılır.Bu sınıflar kano ve kayak olmak üzere iki katerğoriye ayrılmış olup, kanolara "Canadians" da denir.Kanolar Kızılderililerin teknelerinden doğmuştur.
KÜREK:
İnsanoğlunun denizler ve akarsularlarla basit araçlar kullanarak mücadelesini temel alan bir spor dalıdır.Küreğin ilk kez ne zaman ve kimler tarafından kullanıldığı tam olrak bilinmiyor.Ancak tarihsel kaynakların çogu, küreğe benzer gereçlerin ilk olarak Akdeniz'de görüldüğünü, ilk kürek yarışmasınında Mısır'da Nil Nehri üzerinde yapıldığını öne sürerler. İlk kürek yarışı 1715 yılında İngiltere'de Thames Nehri'nde yapıldı.1900 Paris Olimpiyatlarından beri olimpiyat proğramında yer alır.
KIŞ SPORLARI:
Zorlu doğa koşullarına karşı, insanoğlunun çeşitli araclar yardımıyla kar ve buz üzerinde hareket etmesine dayalı spor dalı. Kayak, kış sporlarının temelini oluşturur.İsvec'li arkeoloğların yaptığı kazılar, kayak sporunun en azından dört bin yıllık bir geçmişi olduğunu kanıtladı. 205 cm boyunca, orta yerindeki genişliği 15 cm olan kayakların çam ağacından yapıldığı anlaşıldı. M.S. 526-559 yılalrında Procopios'un yazılarında kayak müsabakalarına yer verildiği görülmüştür.1891'de Avusturya'lı Zdarsky (1874-1946) İlk spor kayağını yaptı. 1892'de Almanya, 1894'te Avusturya ve 1901 yılında Fransa'da başlayan kayak müsabakaları giderek kış sporları içine girdi.
OKCULUK:
Kokeni insanoglunun avcilik gunlerine dayanan, oku bir yay araciliyla hedefe gondermeyi amaclayan spor dali.Okculuk ilk kez 1904 yilinda olimpiyat programina alindi. Bu bransta ilk donemlerde Fransa,Belcika ve Ingiltere basarili sonuclar almis, daha sonraki donemlerde Amerika, Sovyerler Birligi, Iskandinav ulkeleri ve Italya bu ulkeleri izlemistir.
YELKEN:
İnsanoğlunun suyun kaldırma kuvvetinden istifade ederek kullandığı teknelere rüzğarın enerjisini de eklemesiyle oluşan ve önceleri bir ulaşım biçimiyken sonra doğayla mücadelenin ağır baştığı bir faliyet halene gelen spor dalı. Özellikle açık denizlere kıyısı olan ülkelerin benimsediği yelkenli tekneler,ulaşım ve savaş amaçlarıyla da kullanıld. Yelkenli bir spor dalı olarak benimseyen ilk ülke İngiltere'dir. 1693 yılında Seamark Cub adında bir klübün kurulmasından sonra yelken sporu dünyanın diğer ülkelerine de yayıldı.

http://kursunsabriomer.blogspot.com
YÜZME:
İnsanoğlunun ilk çağlardan bu yana doğaya uyum sağlayabilmek için ihtiyaç duyduğu aktivitelere dayalı spor dalı.Önce hayvanların hareketlerini izleyen, sonra da suyun içinde kol ve bacaklarını içgüdüsel bir biçimde kımıldatan insan, kısa sürede yüzmeyi öğrendi. Ancak bu aktivitenin organize bir yarış bicimi haline gelmesi 19. yy'a rastlar Bununla birlikte bazı tarih kitaplarının Japonya'da yüzme yarışlarının çok daha eskilere dayandığını,1603'te Japonların ilk ulusal yarışmayı düzenlediklerinden söz eder. Yüzme sporuna Avrupa kıtasında öncülük eden İngiliz'lerdir.

Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…

 

(a)


              http://omersabrikursun.blogcu.com
Yorum(yok)  ::  Yorum yaz!  ::  Bağlantı

http://omersabrikursun.blogcu.com
###################################


google
Anasayfa Yap Ömer Sabri KURŞUN

http://omersabrikursun.blogcu.com



http://omersabrikursun.blogcu.com/archive/
sitene ekle

http://omersabrikursun.blogcu.com

DİKKAT!!!!
Bu blogda yayınlanan tüm eserler; (altında alıntı yazılmamış veya "(a)"işaretini belirtmemişse) blog yazarına aittir.
İzin alınmadan tamamı veya bir bölümü yayınlanamaz,kopyalanamaz,çoğaltılamaz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz...
Sitede yayımlanan yazıların,şiirlerin,resimlerin vs. her türlü emtianın izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

http://omersabrikursun.blogcu.com/PageRank

Hakkımda

Sular yükselince, balıklar karıncaları yer... Sular çekilince de karıncalar balıkları yer... Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir... Çünkü kimin kimi yiyeceğine... "suyun akışı" karar verir!

Herkes Gülüşümü Görüyor,
Kimse savaşımı görmüyor...
Herkes sesimi duyuyor,
Düşündüğümü kimse bilmiyor...
Herkes yazdıklarımı okuyor,
Gözyaşlarımı kimse görmüyor...
Herkes beni tanıdığını sanıyor,
Ama kimse,
Benim kim olduğumu bilmiyor....

Ömer Sabri KURŞUN







http://kursunsabriomer.blogspot.com http://kursunsabriomer.blogspot.com

E-posta bağlantım : E-Posta Gönder http//omersabrikursun.blogcu.com



Bu sayfada

Dakika

Saniye
Misafirim oldunuz

PageRank
http://omersabrikursun.blogcu.com/PageRank



Son yazılarım

Mutluluk...
SERAP'lar yakılsın ki, “TERÖRİSTİN GURURU”(!) zedelenmesin…
Google'dan sessiz sedasız internet sözlüğü
Ölüm ve Sanat ilişkisi...
Düşlerimizin gerisindeki kırıntılar..
Bir Bayramın ardından...
Kurban Bayramınız kutlu olsun...
Hayat cömert değildir...
Neyzen Teyfik/Be hey dürzü...
BÖLÜCÜLÜK ETMEYİN...

Bağlantılarım

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Blog RSS

Kategorilerim

Arkadaşlarım

http://omersabrikursun.blogcu.com Blogcu Yardım
muratena
arzuaytur
dilekkuyusu
baris59
ecinindunyasi
yeditube
yasar ceylan
İlker Çelik
damla aksal
musahip
tanrimisafirlerim
ém0 qırLs
rockpembe12
kursunomersabri
sadecetugba
altinfare
pelinletatliseyler
gzdakkurt
hayallerulkesixd
bembeyaz3
beyazmelek89
hatcece
buketisleringrafikleri
coquetry
meandworld
pinkchileqh

Şiir insanoğlunun hiç durmayan iyiyi,güzeli, doğruyu, arayışını gösterir.
İçinde yaşadığımız dünyanın güzelliklerine yepyeni güzellikler katar.
Şiirin etkileme gücü sonsuzdur.
Şiir içinde bulunduğumuz zamanı sevdirebilir, geleceği sevdirebilir insan oluşumuzun bilincini verebilir.
Bir duyguyu bir düşünceyi en güçlü yanıyla ancak şiirde bulabiliriz.
Şiir insanları aşka ve sevgiye sürükler..


*** Ömer Sabri KURŞUN***

Bilgi ve Duyuru
============================


Anıtkabir Özel Defteri

YARDIMCI LİNKLER
==================


  • Hareketli renkli yazı
  • Renkli yazı yaz
  • Değişik stilde yazı yazın
  • Rengarenk yazı yazın
  • Online flaşh banner yap
  • Online banner yap
  • Javascript indir
  • 3d textmaker
  • Renkli yazı yazın
  • ImageShack
  • Hoplayan,kayan,zıplayan yazılar>
  • Yazınızın harflerini değiştirin
  • Xara
  • 3d textler
  • Alevle ismini yaz
  • Değişik animasyonlu harflerle adınızı yazın
  • İlğinç bir yazı şekli
  • Renkli yazı yazın
  • Rengarenk yazılar
  • Neon yazı yaz
  • Resimlere efektler
  • Resminizi kes-kaydet
  • Hareketli yazıda son nokta
  • Dönen yazı

    Akşam Gazetesi
    Birgün Gazetesi
    Bugün Gazetesi
    Cumhuriyet Gazetesi
    Dünya Gazetesi
    Evrensel Gazetesi
    Fanatik Gazetesi
    Fotomaç Gazetesi
    Güneş Gazetesi
    Halka ve Olaylara Tercüman
    Hürriyet Gazetesi
    Milli Gazete
    Milliyet Gazetesi
    Ortadoğu Gazetesi
    Radikal Gazetesi
    Referans Gazetesi
    Sabah Gazetesi
    Star Gazetesi
    Takvim Gazetesi
    Taraf Gazetesi
    Türkiye Gazetesi
    Vakit Gazetesi
    Vatan Gazetesi
    Yeni Asya Gazetesi
    Yeni Mesaj Gazetesi
    Yeni Şafak Gazetesi
    Yeniçağ Gazetesi
    Zaman Gazetesi

    http://omersabrikursun.blogcu.com
  • Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:1
    <<- Son Sayfa
    ||

    Ömer Sabri KURŞUN
    Reklam yayınları alanı
    ============================


    internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

    ______________________________________________


    ______________________________________________

    BİRGÜN ÖĞRENİRSİN GERCEK DOSTUN OLMADIĞINI,
    BİR GÜN ÖĞRENİRSİN SEVGİNİN NE KADAR ANLAMSIZ OLDUĞUNU,BİR GÜN ANLARSIN ÖLÜM ACISINI.
    AMA SEVDİKLERİN VERDİĞİ ACIDAN DAHA ACI OLDUĞUNU ÖGRENİRSİN,O ZAMAN İSYAN EDERSİN KADERE…
    Ö.S.KURŞUN